|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
| Sponsored Links |
|
||||
|
atv'nin yeni dizileri
atv'nin yeni dönem bombalarının pimi çekildi. Kanal, yeni yayın dönemine aralarında TMC, Erler Film, Gold Film, BKM ve Osman Sınav gibi ünlü yapımcıların hazırlayacakları birbirinden parlak dizilerle merhaba diyecek. atv'nin yeni dönemdeki ağır toplarını, önümüzdeki günlerde bu sütunlarda sizlerle tanıştıracağım. Ama içlerinden biri var ki, benim gibi edebiyat klasiklerine meraklı olanlara "müjde" niteliğinde. Orhan Kemal'in ölümsüz eseri "Gurbet Kuşları"nın dizi versiyonu Eylül ayından itibaren atv ekranlarında yayınlanmaya başlanacak. Kahramanmaraş'tan gelen bir ailenin İstanbul'da var olma çabasının konu edildiği "Gurbet Kuşları", 1964 yılında ünlü yönetmen Halit Refiğ tarafından filme çekilmiş ve başrolleri Tanju Gürsu, Filiz Akın, Özden Çelik, Cüneyt Arkın, Önder Somer ve Sevda Ferdağ paylaşmıştı. "Gurbet Kuşları"nın dizi versiyonunda ise Rutkay Aziz (Fikri), Miraç Eronat (Feride), Gökhan Mumcu (Selim), Ayfer Dönmez (Fatoş), Kerem Corogil (Kemal), Belçim Erdoğan (Gülistan), Ezgi Çelik (Seval) Taner Barlas (Yavuz), Civan Canova (İlyas), Simay Küçük (Süreyya), Alpay Atalan (Mehmet), Güner Özkul (Cansın), Umut Temizaş ve Rıza Kocaoğlu (Önder) rol alıyor. Hem romanı hem de filmi büyük ilgi gören "Gurbet Kuşları" yeni dönemde atv'yi kanatlandıracak projelerden biri olacağa benziyor. Yüksel Aytuğ / Sabah
__________________
|
|
||||
|
Dizinin Konusu
Yenik ama o hiç kaybolmayan umutları ile Maraş’a dönen ailesine Kemal’in söyledikleri ; “..Bu şehri fethetmek hayaline kapılmak hatanın başlangıcı. Sırt sırta verip çalışacağımıza herkes kendi havasına daldı. Kendimizden hiçbir şey katmadan bu şehrin nimetlerinden istifadeye kalktık. İşte bunun için başaramadık.” ‘Maraş-Adana-Kayseri-Ankara istikametinden gelen Güneydoğu Ekspresi’ Haydarpaşa Garı’nda 6 kişilik Bakırcıoğlu ailesini İstanbul ile baş başa bırakır. “Dikkat edin, birbirimizi yitirmeyelim. İstanbul’da şakaya gelmez bu iş.” Astığı astık, kestiği kestik bir baba olan Tahir Efendi, ailesindeki kişileri isimlerini tek tek sayarak kontrol eder. “Eee, Allah’ın izniyle ‘şah’ olacağız İstanbul’a ‘şah’. Sırt sırta verdik mi, kolay.. Dağları bedesten ederiz, vallahi.” Vapurla karşıya geçerken ‘fethetmeye’ geldikleri güzelim şehri seyrederler. ”Maraş’ta işlerimiz bozulunca dükkânı ve dede yadigârı bahçeli evi satıp savmaya mecbur kaldık. Artık taşı toprağı altın İstanbul’a dört elle sarılmaktan başka çaremiz yoktu. Bir oto tamir dükkânı açıp, iki büyük oğlumla (Selim ve Murat) işletecektik. Küçük oğlum Kemal liseyi bitirmişti. Üniversiteye gitmek istiyordu. Kızım Fatma ise evde anasının işlerine yardım edecekti. Selim’le daha evvel buraya gelip kesemize uygun bir ev peylemiştik.” Görmüş geçirmiş cin gibi bir kadın olan ev sahibi “..Sizden iyi olmasınlar, her kiracım memnun ayrıldı. Kiracılarımdan da Allah razı olsun, kiralarını hiç sektirmediler. Bekçi parası, tenvirat, tanzifat, çöp mü çıkarıp çıkarıp verdiler. Evin bir yerinde tamir mi iktiza etti, vallahi kendiliklerinden çıkarıp verdiler” diyerek ilerde olabilecek sorunlara kendince önlem alır. (Yine de kiralar, hem de aylarca aksayacaktır.) İstanbul’daki ilk gecelerinde gelecekle ilgili hayaller kurarlar. Kemal “Durun bakalım. Dükkânın bu kadar iyi işleyeceğini ne biliyorsunuz?” deyince diğerlerinin yüzündeki ürküntü insanın içine işliyor. “..İstanbul esnafından bir yumurta mı alıyorsun, gör bak sarısı içinde mi” diyen Tahir Emmi daha önceki gelişinde bir tamir dükkânı için kaparo vermiştir. Dükkânı devralmaya gittiklerinde, yumurta için o kadar dikkatli olan babanın aldatıldığı anlaşılır. O anki perişan durumlarına yürek dayanmıyor. “Dünya sanki tepemize yıkılmıştı.. Ama baktık ki çare yok, kendimizi toparladık. Elde avuçta ne varsa birleştirdik, bir küçük dükkân açtık. Verdik sırt sırta, çalış Allah çalış.. Karşımızda bir tamirhane daha vardı. Rumdu sahibi. Panayot Usta diyorlardı.. Zorlu bir avradı vardı. Aşk olsun, oldu mu böylesi olmalı. Dükkâna yemek getiriyordu arada bir. Adı Despina imiş. Alttan alta bana bakıyordu.” Böyle konuşan Selim, Despina ile beraber olur. Güzel kadının neden yalnızca iş saatlerinde buluşmak istediğini ise tüm müşterilerini Panayot Usta’ya kaptırdıkları zaman anlayacaktır. Takside çalışmaya başlayan Murat kısa sürede İstanbul şoförleri gibi ‘bitirim’ olur. Bir gün arabasına binen dansöz Seval’den çok etkilenir. Hep İstanbullu bir sevgili isteyen Murat, önceleri bu birliktelikten çok mutludur. Sonra, Seval’in Maraşlı ve komşuları Erengillerin büyük şehre kaçan kızları Naciye olduğunu öğreniriz. En şanslıları Kemal, üniversiteye yazılır. Doktor olacaktır. Sınıf arkadaşı Ayla ile birbirlerini severler. Kemal’in zengin ve İstanbullu olduğunu söylemesi, gerçek anlaşılınca Ayla’yı kızdırır ama aşkları nişanla sonuçlanır. Evin, annesi gibi, sessiz kızı Fatma. Yemekte kazara bir şey söylese, babasının “Git, sabunlu bez getir” diye sofradan uzaklaştırıp Hatice Hanım’a “Sen bu kızın gemlerini sıkı tut. Öyle ikide bir lafa söze karışmasın, galan” dediği Fatma. Komşuları Mualla Abla’nın hatalı yönlendirmesiyle olmadık yerlere savrulur. Katıldığı yozlaşmış arkadaş grubunda adı Fatoş olur. Kendisini evin teras katından atmasının etkisinden kurtulmak çok zor. Filmin sonunda, onlar Haydarpaşa’dan Maraş’a dönerlerken, başka aileler İstanbul’u fethetmeye geliyorlar. (Kemal ve) Ayla ; “Üniversite bitince, biz de yanınıza (Maraş’a) geleceğiz. Oraların yetişkin insanlara İstanbul’dan daha çok ihtiyacı var.”
__________________
|