|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
| Sponsored Links |
|
||||
![]() Sinemadan uzaklaştım 20 yıldır dizilere demir attım Züğürt Ağa'nın Kekeç Salman'ı 'Bizimkiler'in Şükrü'sü, 'Şehnaz Tango'nun romantik Muhsin'i, 'Yabancı Damat'ın Antep'li Kahraman'ı Erdal Özyağcılar Türk Sineması'nın başrol oynamadan parlamayı başaran ender oyuncularından biri, yan rollerin kralı... Özyağcılar, bu yıl atv'nin büyük prodüksüyonu 'Elveda Rumeli' ile sevenlerinin karşısına çıkıyor. Usta oyuncu; dizinin çekimlerinin yapıldığı Makedonya'daki Manastır Köyü'nün büyüleyici olduğunu söylüyor: "Evlerin içine girdim, hayran oldum. Öyle sahiciydi ki... Zaman tüneli gibiydi. İlk gördüğümde 'O kadar sahici ki; ne olacak, giyeriz kostümleri oynamasak da yer seyirci' dedim!" Erdal Özyağcılar, yeni dizisini ve neden 20 yıldır sinema filmi yapmadığını anlattı: PUROYA BAŞLADIM * 'Bizimkiler', 'Şehnaz Tango', 'Yabancı Damat' gibi uzun soluklu ve başarılı dizilerde oynadınız. Bu işin matematiğini mi biliyorsunuz? Bu işin matematiği yok. Bir yapımcı elindeki işe gerçekten inanmışsa, o proje yüzde 80-90 tutuyor. 'Yabancı Damat'ta mesela; Türker İnanoğlu bana, o koca cüssesiyle, ilk 3 bölümü oynamıştı. Bir saat onu seyretmiştim. Öyle çocuksu bir coşkuyla oynamıştı ki... İşte bu ekipte de aynı duyguyu hissettim. Bir de bazı konular vardır, erteleyemezsiniz. Bu proje ertelenecek bir proje değildi. * Ne açıdan ertelenmeyecek bir projeydi? Bu projeyi ben 3 sene sonra çekemeyebilirdim. Yurtdışında çekildiği için her an oranın şartları değişebilir. Bizi bu kadar destekleyen bir kanal bulunmayabilir. Serdar Akar'ın başka bir işi olur, o çekmiyor olabilir. Bir de ben şu an 58 yaşındayım. Bundan birkaç sene sonra, bir dönem dizisi çekecek kadar enerjim olmayabilir. Çünkü bu rol çok emek ve performans istiyor. Ben 18 senedir sigara içmiyordum, bu dizinin stresinden akşamları puroya başladım. * 'Elveda Rumeli'de neydi sizi çeken peki? Benim hoşuma giden; sütçü bir baba ve beş kızının öyküsü anlatılırken, Balkanlar'ın 1890'lardaki durumunun da abartılmadan, göze sokulmadan hikayenin içine yerleştirilmiş olması. Ayrıca dönem dizisi olması beni çekti. Hiçbir dönem dizisini yakalayamam gibi geliyordu. Çünkü bu tarz diziler 'ha' deyince olmuyor. 'VERGİ AĞACI' GERÇEK * Dizinin 'Damdaki Kemancı' müzikalinden uyarlandığını söyleyebilir miyiz? Orada da sütçü bir baba ve beş kızının dramı var... Tabii bir esinlenme var ama çıkış noktamız 'Damdaki Kemancı' değil. Bizim elimizde oraya gitmiş, orada yaşamış dört kaymakamın hatıratları var. Tamamen özgün, yaşanmış ve gerçeklere dayanan hikayeler. Ayrıca o gerçekliği yaşamış Türkiye'deki göçmenler de kendi yaşadıkları olayları anlattılar bize. Çok acı, yürek burkan hikayeler var. Ayrıca o yıllardaki Balkanlar'ın durumu hakkında bütün kitaplar okundu, çok derin araştırmalar yapıldı... * Dizi, 1890'ların siyasi fonu önünde fakir bir sütçü ailesinin komik öyküsünü anlatıyor. Bu siyasi fon ne kadarıyla ekrana yansıyor? Dizide; Osmanlı Dönemi'nin çöküş yılları, Fitrat Devri, çeteler, azınlıkların durumu, özgürlük mücadelesi, Jön Türkler ve o yıllarda yaşanan gerçek öyküler var. Mesela orada bir 'Vergi Ağacı' olayı var ve hakikatten bir hatırattan aldık. Kaymakam Makedonya'ya geliyor. Bir ağaçta birtakım adamların durduğunu görüyor. "Bu ağaç ne?" diyor; "Vergi Ağacı. Vergisini vermeyenleri buraya çıkarıyoruz. Vergisini veren iniyor aşağıya, vergisini veremeyen kalıyor" diyorlar. "Peki ödeyemeyen ne oluyor?" diye soruyor, "Düşürülüyor" diyorlar. ÇENESİNE VURMUŞ * Gelelim canlandırdığınız Sütçü Ramiz karakterine... Tam bir Nasreddin Hoca. Köyde yaşayan fakir bir sütçünün beş çocuğu, bir de baskın bir karısı olursa ne olur? Hafif sıyrık olur (gülüyor). Çok konuşuyor, lafları unutuyor, Allah'la konuşuyor. 1890 Makedonya'sında ne yapabilir, adamın çenesine vurmuş. Kendi ezikliği içinde olan, kızlarını çok seven bir baba Sütçü Ramiz. * Rolünüze hazırlanırken Rumeli şivesini öğrendiniz. Bu zor oldu mu sizin için? Bu konunun biraz abartıldığını düşünüyorum. Çünkü bu çok özel bir durum değil, bütün tiyatrocuların yapması gereken bir şey. Bize burada Makedon arkadaşlar da yardımcı oldu. Bu konuda 11 tane kitap buldum. Deyimlerini öğrendim. Çok zor bir şey değil. Çünkü bir fonetiği var, ses uyumları var, harf ve vurgu değişiklikleri var; onları da kitaplardan öğreniyorsunuz. Sonra da o ağzı konuşan insanlarla birkaç gün bir arada olmanız yetiyor. Hep dizilerde parlak rollerde izledik sizi. Çok iyi bir oyuncu olmanıza rağmen sinemada önemli rollerin size teğet geçtiğini söyleyebilir miyiz? Çok uzun yıllar sinemadan ayrı kaldım! Bilfiil sinemanın içinde olup da, rol gelmedi diye bir şey yok. Tercihim dizi yönünde oldu. 20 yıldır durmadan dizi çekiyorum, vaktim olmadı. Hem hikaye olarak, hem seyircimle buluşmam açısından, hem de parasal olarak diziler hayatımda fazla yer aldı. Diziyi bırakıp sinema yapacağım desem bu kadar istikrarlı olmazdım. Dizi sektörüne demir attım. SEYİRCİ KÜSER! * Türk sinemasındaki yeni yapılanmayı nasıl buluyorsunuz? Çok güzel filmler var. Ama bazı firmalar, Türk Sineması atağa kalktı, sinemalar doluyor diye abuk sabuk filmler de yapmaya başladı. Gişe yapmaya yönelik gençlik filmleri. Bu filmler Türk seyircisini tekrar kazandıracağım derken yine küstürecek. Bu açgözlülük bizim Türk Sineması'nın başını yer. 'KADER' SÜPERDİ * Geçtiğimiz yıllardan hangi filmler aklınızda kaldı mesela? Zeki Demirkubuz'un 'Kader'i! Filmi izledikten sonra o kadar heyecanlandım ki, eşime telefon açtım, "Çok güzel bir film seyrettim, meyhaneye gidip içmek istiyorum" dedim. 'Küçük Kıyamet' çok cesaretli bir filmdi. 'Babam ve Oğlum', Serdar Akar'ın 'Barda'sı, Ömer Faruk'un 'Sınav'ı çok iyiydi. 'Babam ve Oğlum'da Çetin Tekindor'un karakteri ilk bana teklif edilmişti ama denk düşmedi zaman olarak... 'Gönül Yarası'nı ise sevmedim. 'Mahallenin Muhtarları' gibi geldi! enk Rofe'nin albümü için iki şarkı sözü yazdınız... Cenk Rofe bizim aile dostumuzun oğlu, elimde büyümüştür. Ben bir yaz boştum, eski yazdığım şiirleri kolaj yaparak, şarkı sözüne çevirdik. Çok da güzel besteler çıktı. Sırf ona destek olmak adına. Yoksa haddim değil! * Bir de lokanta işletiyorsunuz...Evet. Balmumcu'da Piknik Cafe'yi aslında 4 ay önce gelinim için devraldım. Çok güzel yemekleri var. İyi yemek vermeye çalışıyoruz. Bu bir komedi dizisi. O yıllarda Balkanlar dram yaşarken nasıl bir komedi çıkacak? Ne kadar şamata olsa da, bu insanların dışında yaşanan siyasi olaylar ve dram var. Eğer izleyici bizim fakirliğimize çok inanmazsa, gülmez. O çatışmayı hissetmezseniz, gülmezsiniz. Oradaki çatışmanın doğruluğu sizi güldürüyor. Komedi diye komik oynamak gerekmiyor. Ben komik oynuyorum diye anormal sesler çıkarmayacağım. Komik olacağım derken 'komik' olmak kötüdür. * Atatürk'ün askeri okul dönemi Manastır'da geçmiş. Onun hayatından kesitler de olacak mı? Mustafa Kemal ve Enver Paşa o yıllarda Manastır'daki askeri okulda öğrenciymiş. Biz de bu karakterleri zaman zaman görmeyi hedefliyoruz. Ama özellikle Atatürk'ün gençliğini anlatmak gibi bir amacımız yok. Sadece hikayedeki mekanı paylaşan karakterlerden biri olduğu için onları yok sayamayız. ![]() Biz hiç oynamasak da seyirci inanır! Nasıl bir yer bu çekim yaptığınız, olayların geçtiği Manastır'ın köyü? İlk kez 1 ay önce hem prova yapalım hem de köyü görelim diye gittim. Çok heyecanlandım. Özellikle de çekim yaptığımız 5-6 evin olduğu bir bölge var ki, inanılmaz büyüleyici. Prodüksiyon ekibi o evlerin hepsini elden geçirmiş ve o döneme göre yeniden giydirmiş. Evlerin içine bir girdim, hayran oldum. O taş evler öyle sahici olmuş ki... Evin merdivenleri, çevresi, ahırı çok hoşuma gitti. Zaman tüneli gibiydi orası. Hatta "O kadar sahici ki; ne olacak giyeriz kostümleri oynamasak da yer seyirci" dedim. * Köy halkı nasıl bir tepki verdi çekimlere? İlgi gösterdiler mi size? Halkı görmüyoruz ki! Kazıcılık yaptığımızı sanıyorlarmış, bizim ne yaptığımızı anlamamışlar. Garip insanlar, 50-60 sene evvelki Anadolu insanı gibi. İfadesiz bakıyorlar. Gelir seviyesinde çok büyük uçurumlar yok. Ama zengin bir ülke değil... SABAH/Günaydın
__________________
|
|
||||
|
Hande'nin yerine Berrak
Dilek DALLIAĞ ![]() "Elveda Rumeli" dizisinin kadrosundan çıkartılan Hande Subaşı'nın yerine Berrak Tüzünataç'ın geleceği konuşuluyor. ![]() Hande Subaşı'nın diziden ayrılmasına, çekimlerde kızının yanından ayrılmayan ve zaman zaman sahnelerle ilgili çekim ekibine müdahale eden genç kızın annesinin yolaçtığı iddia edilmişti. Annesinin profesyonel anlamda menajerliğini yaptığını ve bu olayın onun davranışlarıyla ilgisi olmadığını vurgulayan Subaşı, "Kanalla prosedür gereği yapacağım sözleşmede uyumsuzluk yaşadım ve prensiplerim gereği ayrılmak zorunda kaldım. 1,5 ay Makedonya'da çekim yaptık. Ekiple ve yapımcımızla hiçbir problemim olmadı" dedi.
__________________
|
|
||||
![]() Ben oyuncunun leylek gibi gezenini severim ![]() MUSTAFA KIZIL GÜNAYDIN ![]() ![]() atv'nin yeni dizisi 'Elveda Rumeli'de Erdal Özyağcılar'la başrol paylaşan Şebnem Sönmez, çalışmadığı zaman çok mutsuz olduğunu söyledi ve ekledi: Bir kuruma bağlı olmaya karşıyım. Oyuncunun leylek gibi olanını seviyorum. Tanışacak, anlaşacak, helalleşecek ve ayrılacaksın!.. atv'nin ilgiyle izlenen dönem dizisi 'Elveda Rumeli'de canlandırdığı 'Fatma' karakteriyle ekrana dönen Şebnem Sönmez, "Çalışırken çok neşeli oluyorum. Çünkü çalışırken insanların birbirlerine gülmelerini, saygı duymalarını, sevmelerini, küçük süprizler yapmalarını seviyorum" şeklinde konuştu. Probleme değil çözüme odaklandığını anlatan Sönmez, çekimleri Makedonya'da yapılan 'Elveda Rumeli'nin setinden de çok keyif aldığını belirterek, şunları söyledi: "Benimle çalışmanın insanları rahatlatan tarafları olduğu kadar onları zorlayan yanları da vardır. Kolay değilimdir aslında! Nemrutumdur." Geçtiğimiz yaz Açıkhava'da sahnelenen 'Rock Müzikalleri' adlı gösterinin süpervizörlüğünü de yapan Şebnem Sönmez'le 'Elveda Rumeli' ve yeni projelerini konuştuk. MÜDAVİMİ OLMUŞLAR * 'Elveda Rumeli'nin çekimleri nasıl gidiyor? Memleketten ayrı kalmak zor geliyor mu size? Gayet düzenli bir şekilde hiçbir şey aksamadan devam ediyor. Makedon ve Türk ekip, sonunda uyum sağladı. Gayet mutluyuz biz orada. * İlk iki bölümden anlaşıldığına göre farklı bir dizi oldu. Gelen tepkiler nasıl? Birçok yönden farklı bir çalışma yapıyoruz. Hem Türk hem Makedon oyuncularımız var, duygusal yapısı da değişik. Ben ilk bölümü uçakta olduğum için izleyemedim ama Zerrin Sümer, Demet Akbağ gibi dostlarımdan çok güzel şeyler duydum. Dizinin müdavimi olduklarını, başka bir şey seyredemediklerini söylediler. İnternetteki yorumlardan ise 'Elveda Rumeli'nin sevildiğini gördüm. * Dizi sokakta da konuşulmaya başladı aslında. Özellikle öyle bir köyün olup olmadığı, hala öyle bir çarşının varlığını devam ettirip ettirmediği merak ediliyor. Size de bu tarz sorular geldi mi? Tabii bunları bana da soruyorlar. "Çarşı ne kadar güzel. Hala öyle bir çarşı var mı?" dediler. En çok da dere çekimlerini merak etmişler. Evet, çamaşır yıkanan yer hala var ve biz o harika doğal dekorun önünde oynadık. Orayı gördükten sonra dizinin başka bir yerde çekilme ihtimali bence de yokmuş. BENİM İÇİN SES ÖNEMLİ * Dizinin başarısında oyuncuların başarısının yanı sıra mekanlardaki gerçekliğin de etkisi var değil mi? Aynı işi 'Türkiye'de benzer dokuda bir yerde çekebilir miydik?' soruları da vardı. 'Neden olmasın?' bile diyemedim. Çünkü asla olamazdı. El değmemiş bir yer orası. Gerçekten 1890'ların dokusunu bize hissettiren bir doğal atmosfer. Bundan vazgeçilmemesi gerekirdi. Bence de bu doğal ortam ekrana teknik müdahale etmeden yansıtılıyor. Bu harika bir şey. * 'Fatma' karakterine nasıl hazırlandınız, ne gibi ön çalışmalar yaptınız? Canlandırdığım karakter, benim kulağımda duyduğum melodi olur her zaman. Kendi içimde bir ses duymazsam, o karakteri çıkaramam. Benim için bu ses önemlidir. Kafam hep böyle çalışır. Ben bir ses bulamazsam, bir tavır da bulamam. Bu role hazırlanırken çok fazla insanla konuştum, onları çok dinledim. Nasıl davranıyorlar, birbirlerine baktım. Dil konusunda çok çalıştım. Dil hocamız Zekir Bey'le günde 8 saat çalıştık. 'Fatma' sevgi dolu olmasına rağmen sert ve otoriter bir kadın. İçindeki sevgiyi göstermeye hiç niyeti olmayan bir kadın oynamak zor... HEIDI'NİN DEDESİ GİBİ * Normalde dizilerde bu tarz karakterlere 'kötü' damgası vurulur ama size kimse kızmadı. Nedir bunun sırrı? Bu kadın çocuklarının iyi bir gelecek sürmesini istiyor. Çocuklarını bir ömür boyu korumak istemesinin, sevilmesinde etkisi büyük bence. Şefkatli bir kadın ama şefkatini göstermiyor. Heidi'nin dedesi de öyle değil midir? Hiç konuşmaz, somurtur, aksi nemrut bir ihtiyardır. Ama en küçücük gönül kırıklığında, en izin vermediği şeylere izin verir. 'Fatma' da öyle biri... * Çok çalıştığınıza değmiş... Makedonca'ya bayağı hakim görünüyorsunuz. Makedonca-Türkçe deyimler ve atasözleri sözlüklerimiz var. Onları her gün okuyorum. Sürekli not alıyorum. 'Kaynana kalkti gelin oturdu', 'Aç aç ile yattı mı dilenci doğar', 'Ağaçtan maşa fukaradan paşa olmaz' gibi sözleri nerede kullanırım diye düşünüyorum. Boş zamanlarımda da kulağımın dolması için Makedonlar'la içiçe oluyorum. * Dram bile oynasanız izleyici için ekranların gülen yüzüsünüz... Peki gerçekte siz nasıl birisiniz, kendinizi anlatırmısınız? Hayatım boyunca problemi değil onu çözmeyi severim. Bu konuda biraz tez canlıyım ve çok hızlı bir tempom, sabırsızlığım vardır. Mesleğimi çok sevdiğim için çalışmak benim için en önemli şeydir. Çalışmayınca çok mutsuz oluyorum. Etrafımdakileri üzmemek için onlarla az görüşürüm. Kendime göre kurallarım vardır... ZORLAYICI BİR İNSANIM * Çalışırken nasıl bir insan olursunuz? Çok neşeli oluyorum. Çünkü çalışırken insanların birbirlerine gülmelerini, saygı duymalarını, sevmelerini, küçük süprizler yapmalarını seviyorum. Ufak hediyeler vermeyi, eğer hediyem yoksa kağıttan küçük bir gemi yapıp içine bir şey yazıp, onlara doğru uçurmayı seviyorum. Biraz mükemmelliyetçi olduğum için benimle çalışmanın insanları rahatlatan yanları olduğu kadar zorlayan yönleri de vardır. Ama iyi bir arkadaş olduğumu düşünüyorum. Dostlarımı üzecek hiçbir kasti faulüm olmadığını düşünüyorum. Yoksa beni niye sevsinler? Çok nemrutum aslında! (Gülüyor) Geçmişte 'Bir Demet Tiyatro' kadrosunda BKM ile çalıştınız. Şu sıralar bir tiyatro ile bağlantınız var mı? Yok. Ben hiçbir zaman, hiçbir şekilde, hiçbir kurumda uzun süre çalışmamaya yeminliyim. Ben oyuncunun leylek olanını severim! (Gülüyor) Gezecekve her yerde çalışacaksın ama hiçbirşeye alışmayacaksın. Tanışacak, anlaşacak, helalleşecek ve ayrılacaksın. Buna inanıyorumve benim için doğrusu bu. ![]() ![]() Erdal Ağabey bir çocuk gibi rdal Özyağcılar'la ilk kez çalışıyorum ama onu çok önceden tanıyormuşum gibi hissediyorum. Onun deneyimi hepimizden fazla ve farklı. Ama çocuk gibi her şeye yeniden başlıyor. O kadar güzel bir şey ki bu... Bir çocuk gibi her şeyi unutup, yeniden başka bir şey öğrenebiliyor. * Ben biraz daha olgun çocuklardanım galiba... Oyuna hemen kendimi atmam. Ben bakıp, görüp, öğrenerek oynayabilen biriyim. Erdal Ağabey hemen oyunun içerisine kendini atabiliyor. Ben onun tam tersiyim. * Hande Subaşı'nın neden diziden ayrıldığı konusunda yorum yapmak bana yakışmaz. Hande yolu çok açık olabilecek bir oyuncu. Bence potansiyeli de var. Dilerim güzel güzel istediği yolda yürüsün. Her zaman arkadaşım ve kardeşim olacak. Geçen yaz 'Rock Müzikalleri' adlı gösterinin süpervizörlüğünü yaptınız. Demet Evgar'la Pamela'nın öpüşmesi çok konuşulmuştu o dönem... Öpüşmediler ki! Bu yönde çıkan haberlere gülüyorum. O sahne bir kavga sahnesidir. Birbirlerini terkettikleri sahnedir. Bedenleri yakındır ama öpüşme asla yoktur. * 'Öpüştüler' iddiası projeye zarar verdi mi sizce? Böyle şeyler projeye zarar vermez. Pamela ve Demet aslan gibi oyuncular. Projeye çok inandılar ve sevdiler. O kadar yürekli iki kadın ki onlar, ben "Öpüştürüceğim sizi" desem "Hayır" demezlerdi. Ama öyle bir şeye ihtiyaç yoktu! * 'Rock Müzikalleri'ni tekrar sahneye koyacak mısınız? Ya da bu tarz projeleriniz olacak mı? Devam etmesini çok istediğim bir iş ve sponsor bulunduğu takdirde devam edecek. Prodüktör Nurcan Karaca da sponsor peşinde. Dilerim birkaç sponsor olur da; arkadaşlar da 2.5 ay ter döktükleri bir projeyi birkaç kez daha devam etme şansı bulurlar. Ama buna benzer projelerimiz var önümüzdeki yıl. Yine Demet Evgar olabilir... SABAH/Günaydın |