|
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
| Sponsored Links |
|
||||
|
Dudakta aşk, kalpte acı…
Aşka inanmayan bir adamın hazin sonu… Reşat Nuri Güntekin’in unutulmaz eseri 'Dudaktan Kalbe' Show TV ekranlarında başlıyor. Burak Hakkı ile Aslı Tandoğan'ın rol alacağı dizide birbirinden ünlü isimler de yer alıyor. Yönetmenliğini Andaç Haznedaroğlu’nun yaptığı, senaryo yazarlığını Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nun üstlendiği günümüze uyarlanan 'Dudaktan Kalbe ' romanı izleyicisiyle buluşmak için gün sayıyor. Unutulmayan bir aşk hikâyesinin canlandırıldığı 'Dudaktan Kalbe' de aşka inanmayan, aşkın dudaktan kalbe inmeyeceğine inanan bir erkek ile aşk olmadan asla diyen bir kadının öyküsü anlatılıyor. Bu dizide kendinizi bulacak, derinlerinizde sakladığınız gerçekler ile yüzleşeceksiniz. ![]() Günümüz kadın ve erkeğinden çok uzak, özlenen bir aşk hikâyesi ile 'Dudaktan Kalbe' vazgeçilmeziniz olacak ve hiç kaçırmadan izleyeceksiniz. Bir kadının sevdiği adamı, sevilmediğine inanarak terk ederken yüreğindeki acıyı siz de yaşayacak, adeta Lamia ile birlikte gözyaşı dökeceksiniz. Ve bir adamın 'Aşk yok' diye inat ettiği hayatını nasıl mahvettiğine tanık olacaksınız. Siz de kendinizi sorgulayacaksınız. 'Aşk dudakta mı kalpte mi?' bu soruyu çok kez kendinize soracak ve cevabını arayacaksınız. ![]() |
|
||||
|
dudaktan kalbe/reşat nuri güntekin (roman özeti)
Saip Paşa, İzmir'in tanıdığı, sevdiği bir kimsedir. Zaman zamanda Belediye Başkanlığına seçilir. Bir yeğeni vardır: Hüseyin Kenan. Dayısının zoruyla mühendis çıkmıştır. Çocukluğunu Bozkaya bağlarında geçiren Hüseyin Kenan, annesinin dükkanını satıp Avrupa'ya gittikten sonra, müzikteki kabiliyetini önce Batı dünyasına , sonra, buradaki Batı hayranlarına kabul ettirmiştir. « Şark leyliyyeleri» diye çevrilen «nocturnes orientales» tarzındaki parçalarıyla şöhret yapmıştır. Güzel keman çalar. Dayısının ısrarlarına dayanamayarak birkaç ay için, çocukluğunun geçtiği şehre, İzmir'e gelir. Dayısı Saip Paşa, vaktiyle haylaz bir oğlan diye bildiği Hüseyin Kenan'la şimdi övünmekte, ziyafetler tertip ederek bu genç yaşta tanınmış besteciye yakınlığını göstermekten zevk duymaktadır. Bütün bu şatafatlı alemlerden sıkılan Hüseyin Kenan. Bozkaya'ya giderek dinlenmek ister. Artık eski sefalet günlerinin yerini nisbeten ferahlı bir hayat almıştır. Bozkaya'da, küçük «kınalı yapıncak»la tanışır. Lamia, hafif çilli yüzünden dolayı Hüseyin Kenan'ın kınalı yapıncak dediği kız, annesini, babasını kaybedence, oraya, amcasının yanına gelmiştir. Hüseyin Kenan, evli bir kadın olan Nimet Hanım'a kur yaparken dedikoducu ve dar bir çevre olan semt insanlarına karşı, Kınalı yapıncağın varlığından epey faydalanır. Her gittikleri yere onu da beraber götürürler ve böylece dedikoduları önlerler. Lamia bu macerayı bilir ve Nimet Hanım evli olduğu için de Hüseyin Kenan'a acır. Hayalinde çocukça, çok acıklı bir macera yaratır. Bunun alelade bir aşk hikayesi olduğunu anlayınca fena halde kırılır. İnsanlara, hele çok sevdiği ve gizli gizli kemanını dinlediği Hüseyin Kenan'a karşı bütün güvenini kaybederb bir gece yarısı Hüseyin Kenan, son eserine çalışırken bahçede bir hayal gördüğünü zanneder. Yakaladığı zaman bu beyaz hayaletin, gecelikle dolaşan Lamia olduğunu hayretle görür. Lamia, onun kemanını delice sevmektedir. Böylece, aralarında tuhaf, gizli bir gece arkadaşlığı başlar. Hüseyin Kenan onun gelip çalışmasını dinlemesine müsaade etmiştir. Yaz bitince, Kenan, İstanbul'a, Prens Vefik Paşa'nın Rumelihisarı'ndaki yalısına nakletmiştir. Niyeti kendisine pek bağlı görünen Prenses Cavidan'la evlenmektir. Prenses Mısırdayken, Hüseyin Kenan, yeniden İzmir'e döner. Kınalı yapıncakla, sıca bir yaz günü, havuz başında buluşurlar. Lamia çok güzel bir kız olmuştur. Kızın duygululuğu Hüseyin Kenan'a dokunur. Aralarında aşka benzer, sevdaya benzer bir yakınlık hasıl olur. Kınalı yapıncak, geceleri odasını içeriden kilitler, pencereden bahçeye atlayarak Hüseyin Kenan'ların bahçesine geçer, saatlerce dolaşırlar, uzun uzun konuşurlar. Fakat bir eğlenti gecesi, herkesin dışarıda olduğu bir sırada, bağ köşkünde, Hüseyin Kenan nihayet zayıf davranır, yenilir ve Lamia'yı elde eder. Ayrılırlarken ertesi gün annesinin resmen gelip kendisini isteyeceğini bilirdi. Ama ertesi gece, hayatını kendi elleriyle mahvettiğini düşünmekten gelen bir buhranla yatağa düşer. Birkaç gün kendini bilmeden yatar. Lamialarda İzmir'e inerler. Genç kız Kenan'ın vazife hissinden gelen evlenme teklifini kesin olarak reddeder. Hamileliği üç ayı bulunca artık durumunu gizleyemiyeceğini düşünerek eniştesinin tabancasını alıp intihara kalkışır. Lamia'yı ölümden kurtarırlar ve Kütahya'da bir akrabanın yanına yollarlar. Hayli ıstırap içinde geçen günlerden sonra, Mebrure adını verdiği kızını orada doğurur. Maceralı günlerden sonra bir binbaşıyla evlenir. Bu sırada kocasının yeğeni doktor Vedat sürgün olarak Kütahya'ya gelir. Kenan'ın Prenses Cavidan'la evlenişini Lamia ondan öğrenir. Vedat'la aynı odada bir kömür çarpmasına uğramak Lamia'ya yeni bir felaket getirir. Kocasından ayrılır. Vedat onu almak isterse de kız reddeder. Kızıyla İstanbul'a, Beylerbeyi'ne gelir. Kısa bir zaman sonra doktor Vedat da İstanbul'a döner. Bir gün muayenehanesinde Lamia'yla Hüseyin Kenan'ı birbirlerine tanıştırırken onların zaten tanıştıklarını hatırlar. Hüseyin Kenan, Lamia'yı sevdiğini geç farketmiş, evlilik hayatında mesut olmamıştır. Vedat'ta misafir olduğu bir gece bütün üzüntüsünü kemanına söyletir. Yine Vedat'ı muayenehanesinde ziyarete gittiği bir gün onun Lamia'yla evleneceğini öğrenir. Vedat Kınalı yapıncakla evlenir. Hüseyin Kenan da intihar eder. Kişiler ve Karakteristik Özellikleri: Kenan Bey: Duyguları ve istekleri hayatını yönlendirmiş bir kişi. Romantik değil. Müziğe karşı hevesli bir mühendis. Bir anlık zevk için genç bir kızın hayatını zehir edebilecek, onunla evlenmeyecek karakterde bir kişiliği var. Gerçekçi değil; acımasız, yüreksiz. Daha sonraları yaptığı hataları anlayarak kendine kahrediyor. Düşündüklerini de gerçekleştiremiyor. Çaresizliklerle hayatına son veriyor. Lamia Hanım: Romantik ve aşırı duygusal bir kişiliği var. Hayalperest. Hayatın gerçeklerini acı anılarla birlikte öğreniyor. Saf, temiz ve çok iyi yürekli bir kadın; Kenan'ı da çok seviyor. Annesini ve babasını kaybettikten sonra amcasının anında kalıyor. Hayatta yüzü hiç gülmemiş, gerektiğinde birçok acılara göz yummuş sevdiği insan için. Vedat Bey: Günlük hayatta rastladığımız iyi yürekli bir insan. Lamia'yı seviyor ve sonunda onunla evleniyor. Romantik sayılabilir. Ama gerçekçi değil. Mesleğinde başarılı bir doktor. |
|
||||
|
eser ilk olarak 1965 yılında filme alınmış
Yönetmen Ülkü Erakalın Senaryo Yazarı Bülent Oran Tür Dram, Duygusal Oyuncu Filmdeki Karakteri Hülya Koçyiğit Cüneyt Arkın Gönül Yazar Muzaffer Tema Esen Püsküllü Erol Tezeren Avni Dilligil Gül Gülgün Faik Coşkun Rengin Arda daha sonra 1988 yılında filme alınmış Yönetmen Okan Uysaler Oyuncu Filmdeki Karakteri Tarık Tarcan Lale Kalyoncu Efgan Efekan Mahir Günşıray Erol Demiröz Orhan Çağman Çiçek Dilligil daha sonra 2004 yılında filme alınmış Yönetmen Ülkü Erakalın Senaryo Yazarı Ülkü Erakalın Tür Dram, Duygusal Oyuncu Filmdeki Karakteri İpek Tuzcuoğlu Lamia Gökhan Arsoy Bestekar Kenan Derya Aslan Prenses Cavidan Murat Soydan Kemal Bey Vatan Şaşmaz Doktor Ergun Hülya Savaş Nimet Hanım Neslihan Acar Mahmure Süha Tanık İsa Bey Bihter Özdemir |
|
||||
|
Aşkımı hem dudakta hem kalpte yaşıyorum
'Dudaktan Kalbe' dizisinin oyuncusu Aslı Tandoğan aralık ayında vizyona girecek olan 'Kabadayı' adlı sinema filmi için heyecanlı. Genç oyuncu, İsmail Hacıoğlu ile Ceyda Düvenci'nin ayrılıklarına kendisinin sebep olduğu haberini de yalanlıyor ve "Onlar benim yüzümden ayrılmadı. Benim zaten bir sevgilim var" diyor.. * Sizden niçin 'Tanrı'nın Türk Sinemasına son armağanı' diye bahsettiler? Bilmiyorum, o yazıyı görünce önce şok oldum ama sonra kendimi çok iyi hissettim. Şimdi onun sorumluluğunu taşıyorum. Bu çok gurur verici bir yorumdu. Söylenenleri boşa çıkartmak istemiyorum. * Aslında oyuncu olmak istememişsiniz, doğru mu? Evet, okul yıllarımda hiç iyi rol yapamazdım. Saçım uzun olduğu için beni hep Pamuk Prenses yaparlardı. Ama beceremezdim. Sonra bir anda hayatım değişti. * Nasıl değişti? Eskiden çok çekingendim. İnsanlar bana baktığı zaman çok rahatsız olurdum. Diziye başladığımda, aslında kamera önünde çok rahat olduğumu fark ettim. AJAN OLMAK İSTERDİM * Küçükken ne olmayı hayal ediyordunuz? Hareketli şeyleri seviyorum. Ajan olmak, gizli bir örgütte görev almak isterdim. Gizli saklı şeyleri ortaya çıkartmayı çok seviyorum. * 'Kabadayı'da zor bir sınav verdiğinizi düşünüyor musunuz? Tabii ki zorlu bir sınav oldu. Oyuncu kadrosu, senaristi, yapımcısı, hepsi Türkiye'de en büyük isimler. O yüzden film yayınlandıktan sonra gelecek tepkileri sabırsızlıkla bekliyorum. * Wing Tsung diye bir spor yapıyor ve Çinçe öğreniyormuşsunuz doğru mu? Kung Fu aslında. Yıllardır yapıyorum ama iki aydır dizi ve sinema filmi çekimleri yüzünden ara verdim. Çinçe derslerine de şu anda ara verdim. Vaktim yok. Ama en yakında zamanda yeniden başlayacağım. * Hayatınızda özel biri var mı ? Evet, var. * 'Kabadayı' filmindeki rol arkadaşınız İsmail Hacıoğlu ile bir ilişki yaşadığınız önünde haberler çıktı. İsmail Hacıoğlu ile Ceyda Düvenci'nin ayrılma sebebi olarak siz gösterildiniz. O haber çıktığı zaman biz setteydik. Haberi görünce İsmail ile önce şaşırdık, sonra güldük, dalgamızı geçtik. İsmail ve Ceyda'nın ayrılığı ile hiç ilgim yok. İsmail yalnızca arkadaşım. Zaten benim sevgilim var. * Kim olduğunu söylemiyorsunuz ama? Aslında özellikle saklamıyorum, ama insanların gözüne de sokmuyorum. Özelimi kendim yaşamak istiyorum. * Güzel olmanızdan dolayı rahatsız oldunuz mu hiç? Hayır hiç rahatsız olmuyorum. Çünkü ben dışarıda çok gösterişli giyinmem. Ufak tefeğim, rahat saklanabiliyorum, göze batmıyorum. Seksi kıyafet giymem. Genelde hep spor kıyafet tercih ederim. Spor ayakkabı ve kot pantolon kombinasyonudur bütün kıyafetlerim. HİÇ TACİZ EDİLMEDİM * Eski oyuncular, bir yere gelmek için bazı fedakarlıklar yapmak gerektiğini söylerler. Sizden fedakarlık yapmanız istendi mi? Ben Antalya'dan İstanbul'a tek başıma geldim. Ailem de burada değildi. Ama yine de hiç böyle bir şey yaşamadım. Aldığınız eğitim, aile terbiyesi o kadar önemli ki. Sonuçta insanları seçebilmeyi öğretiyor size. Yani gazetelerde oyunculuk adına bazı ilanlar çıkıyor. Cahil insanlar o ilanlara inanıp gidiyorlar. Ondan sonra abuk subuk şeyler geliyor başlarına. Aileler mutlaka çocuklarının yanında olmalı. Ben böyle bir teklif ve taciz görmedim. Zaten artık Türkiye'de bu iş sektörleşti. Yapımcılar, oyuncular, yönetmenler belli. Türkiye'de abuk subuk şeyler yok. Herkes birbirini tanıyor. Bu tip oluşumları içlerinde barındırmıyorlar. * Anneniz ve babanız sizi destekliyor değil mi? Evet, ama ilk başlarda beni yerden yere vuruyorlardı. Çünkü ben bu işin eğitimini almadım. Her dizide yavaş yavaş kendimi geliştirdim. Şimdi ikisi de 'Dudaktan Kalbe'yi izleyince ağladıklarını ve çok beğendiklerini söylüyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor çünkü ilk defa oynadığım bir dizi üzerine yorum yapıyorlar. * Kurduğunuz dublaj stüdyosu devam ediyor mu? Evet. Filmler, klipler çekiliyor. O da bizim garantimiz. Oyunculuk öyle bir şey ki, yüzünüze, gözünüze bir şey olsa, devam ettiremezsiniz. Kurduğumuz stüdyo bizim için bir dayanak. Aşk için her şeyi yapar mısınız ? Evet , gerçek dünya ile ilişkini tamamen kesmediğin, bütün farklılıklarını yitirmediğin zaman aşk olmuyor, onun adı 'sıradan bir ilişki' oluyor. Benimki öyle değil. Gözünün hiçbir şey görmediği anda yaşadığın şey, aşk zaten. * Şu anda oynadığınız dizide aşık olduğunuz kişi, aşkı kalpte değil dudakta yaşadığını söylüyor. Sizin aşkınız dudakta mı kalpte mi? Tabii bu yaşadığın aşka bağlı. Ama benim için hem dudakta hem kalpte. İkisi de olmadan olmaz. Bir döneme dört yapraklı yonca olarak tanımlanan Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit damgasını vurdu. Günümüzden kimler çıkacak sizce? Ben, Melisa Sözen, Beste Bereket, Vildan Atasever ve Fadik Atasoy. Benimki beş yapraklı yonca oldu. Bence bu isimler oyunculuğa böyle devam ederse sinemada yeni bir dönem açılacak. |
|
||||
|
Eleştiriler beni kuvvetlendirdi
“Dudaktan Kalbe”nin Leyla’sı Fadik Sevin Atasoy, yakında diziden ayrılacağını açıkladı.Bu dizide sadece uzun soluklu bir misafir oyuncu olduğunu belirten Atasoy, babası Sönmez Atasoy'un New York'taki tiyatroda sahnelenecek "Kanlı Nigar" oyununda rol almak için "Dudaktan Kalbe" dizisinden ayrılacağını açıklayan Fadik Sevin Atasoy, çok heyecanlı oldugunu söyledi. Genç oyuncu, kasım ayında Amerika'ya gidecek. "Dudaktan Kalbe"nin Leyla’sı Fadik Sevin Atasoy, diziden ayrılacağını açıkladı. Dizide sadece misafir oyuncu olduğunu belirten Atasoy, mayıs ayında sahneye konacak "Kanlı Nigar" müzikalinin provaları için Amerika’ya gidecek. Türk Sineması’nın yetenekli isimlerinden biri olduğunuz söyleniyor. Peki hiç olumsuz bir şey duydunuz mu kendinizle ilgili? ![]() - Olmaz olur mu? Hak etmediğin yargılarla karşılaşabiliyorsun. Bu sadece benim değil, dünyadaki bütün oyuncuların başına gelen bir şey. Canın yanıyor, dikenler hep sana batıyor. Ama Nietzche’nin dediği gibi: "Beni öldürmeyen şey kuvvetlendirir." Gerçekten de eleştiriler beni kuvvetlendirdi. Maalesef oyunculuk bizim ülkemizde bir kavram olarak oturmadı henüz. Oyunculuk bir sanat dalıdır. İnsanlar bunun üzerinden değerlendirme yaparlarsa hem bizler incinmeyiz, hem de güzel olanla olmayanı daha rahat ayırt edebilirler. Anneniz ve babanız da tiyatro oyuncusu. Bu durum, maça 1-0 önde başlamanıza neden oldu mu? - Gözümü açtığımda tiyatro sahnesindeydim. Disiplini, prova sessizliğini küçük yaşta öğrendim. Beni oturturlarmış provaya; oyuncu repliğini unuturmuş, ben sufle verirmişim. Yönetmen de dermiş ki: "4 yaşındaki velet söylüyor. Sen nasıl hatırlamıyorsun!" Annem "En korkulan yönetmenlerin provalarına giriyordun. Senin orada bulunmandan çok büyük keyif duyuyorlardı" diyor. Prova bitermiş, ben kendimi sahneye atıp bütün oyunu oynarmışım. Zaten ilk sahneye çıkışım da 4 yaşında, "Teneke" adlı oyunla oldu. Ailemin bana öğrettiği şudur; oyunculuk hiçbir şekilde başkasına devredilebilecek bir şey değildir. Hayallerinizin kaçta kaçı gerçekleşti oyunculukla ilgili? - Sinema yapmak en büyük hayalimdi. "O Şimdi Mahkum"la bu hayalimi gerçekleştirmiş oldum. Ama hálá hayal kurmaya devam ediyorum. Şimdiki hedefiniz ne? - Her rolü oynamak istiyorum. Mesela "Zeynep’in 8 Günü" bana geldiğinde, üslup olarak çok farklı bir senaryoydu ve kabul ettim. Farklı üslupları denemenin, farklı tarzda sinemaların içinde olmanın peşindeyim. "Zeynep’in 8 Günü" vizyona girmeden, sevişme sahnesiyle gündeme geldi... - Ang Lee, "Brokeback Mountain" filmi gösterime girdikten sonra, hatta Oscar’ı kucakladıktan sonra şöyle söyledi: "Gördüğünüz gibi bu sadece gay kovboyların filmi değil." Sitemini ve ne kadar alındığını bu şekilde dile getirdi. Film vizyona girdikten sonra Zeynep zaten kendi derdini sinemada anlatacak. "Dudaktan Kalbe" dizisine "Evet" deme sebebiniz neydi? - Andaç Haznedaroğlu yakın bir arkadaşım. Aslında benim canlandırdığım Leyla karakteri Reşat Nuri’nin orijinal kitabında tek cümleliktir. Ama Ece ile Melek "Biz bir hoşluk yaptık. Bu kadının kim olduğunu göstermek istiyoruz. Ona can verelim. Kenan’la onu bir daha karşılaştıralım" dediler. "Ben varım" dedim. Fakat benim takvimim kasım ayı için doluydu. Ekibe, uzun soluklu bir konuk oyunculuk olursa kabul edeceğimi söyledim. Onlar da kabul ettiler. Kasım ayında ayrılacağım. Yeni bir dizi mi başlıyor? ![]() - Hayır. Babam New York’ta Türk tiyatrosu kurdu. Orada bir müzikalde oynayacağım. Dolayısıyla kasım ayı gibi Amerika’ya gidip, provaları başlatmam gerekiyor. Lale Mansur sorumu zor buldu n 3. Avrasya Uluslararası Film Festivali’nin sunuculuğunu yaptınız. Konuklara tanıtmak üzere yabancı film jürisini sahneye davet ettiğiniz sırada ise Lale Mansur ile aranızda bir gerginlik yaşandı. - Ben sadece "Türk Sineması’ndaki estetik nedir" diye sordum. Lale Mansur ise soruyu son derece zor bulduğunu söyledi. Neden soruyu zor bulmuş? - Ben de anlayamadım, seyirci de. Siz, Mansur’a "Balenin zarafeti içinde, sinemada da önemli yerlere geldiniz. Türk sinemasını estetik açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz" diye bir soru sordunuz. Mansur, "Kitabın bu tarafına çalışamamışım. Benim balerin olmamla Türk sineması estetik olmuyor" diye karşılık verdi. - Ben Lale Hanım’ı elimden geldiğince onore ettim. Sanırım soruyu tam olarak anlamadı. Bu nedenle tepkili davrandı. "Dudaktan Kalbe"de Leyla karakterini canlandıran Fadik Sevin Atasoy, önümüzdeki günlerde bu diziden ayrılarak Amerika’ya gideceğini söyledi. |