'Vicdan' filminin 'Songül'ü Tülin Özen: Hikayede, bir kadının, bir başka kadına sarılma hali var. Songül, Aydanur'la bir hayat geçirebileceğini düşünüyor. Onu kocasının yerine koyuyor. Bence bu, aşkın tanımı... Her şey yaşanmış, sevişmiş de olabilirler!..
Dört yıl önce, 'Meleğin Düşüşü'ndeki rolüyle Altın Portakal alan Tülin Özen, 10 Ekim'de vizyona giren 'Vicdan' filmiyle izleyicinin karşısında. Bir kez daha ödül alıp alamayacağını sorduğumuzda, "Öyle şeylerin hesabını yapmam" diyen oyuncu; son filmini ve canlandırdığı 'Songül' karakterini anlattı.
* Yönetmen Erden Kıral sizi niçin tercih etti? Beni daha önce 'Meleğin Düşüşü' ve 'Yumurta' filmlerinde izlediğini ve beğendiğini söyledi.
* Senaryoyu okuduktan sonra aklınızdan ilk ne geçti? Çok zor bir karakter olduğunu düşündüm. Kafamda, Songül hakkında çok fazla soru işareti oluştu. Bu kadın, niye böyle yapması gerekirken farklı davranıyor, böyle yapıyor, diye düşündüm durdum. Sonra, 'Altında oynanması gereken bir şeyler var' dedim ve rolü kabul ettim.
FABRİKADA ÇALIŞTIM
* Rolünüze nasıl hazırlandınız? Songül kiremit fabrikasında çalışan bir işçi. Ön hazırlık için, 3 kez Altın Kiremit Fabrikası'na gittim ve sabahtan akşama kadar çalıştım. İşçilerle tanıştım. Aramızda fark yok, sadece yaptığımız iş farklı. Bunu gördüm. Bu arada, daha önce fırsatım olmamıştı, fabrikadaki herkese çok teşekkür ederim.
* Filmde Songül, kocası ve yakın arkadaşını arabada sevişirken görüyor. Ama 'kadınca' olmayan bir tepki veriyor. Ne bağırıyor, ne de hesap soruyor... Evet, Aydanur'un yanına gidiyor ve ona dostluklarını hatırlatıyor. Aslında, kendine bir çıkış yolu arıyor. Kocası Mahmut güvenilir bir adam değil. Bir süre sonra da kocasına değil Aydanur'a bağlı yaşamak istediğini, Aydanur'un yanında daha mutlu olacağını fark ediyor.
* Siz aynı sahneyle karşı karşıya gelseniz nasıl davranırsınız? Hiçbir kadın, böyle bir şeyle karşılaşana kadar ne tepki vereceğini bilemez.
* Tahmin edin o halde... Hiç tahmin etmeyeyim. Hele ki ben bir oyuncuyum. Bütün duyguları, her şeyi bir bütün olarak yaşıyorum. İşimiz insani ilişkileri üzerine. Çok kafa yoruyorum. Dolayısıyla kendi adıma bir tahminde bulunmak bile senaryodan öteye geçemez.
SEVİŞMİŞ OLABİLİRLER
* Songül'ün portresi size ne kadar inandırıcı geliyor? Songül, soru işaretleri olan özel bir kadın. Zaten bu karakteri oynama sebeplerimden biri de bu soru işaretleriydi. Başka kadınlar gibi bağırıp çağırmıyor, karşısındaki adamın saçını başını yolmuyor. İlk etapta tabii ki, kocasını yeniden elde etmek istiyor ama çok sakin ilerliyor. Sessiz kalarak, her şeyin farkında, her şeyi ölçüp biçerek, tartarak ilerliyor.
* Bu sessizlik gücün mü, güçsüzlüğün mü belirtisi? Songül çok güçsüz başladığı bir durumdan sonra çok güçlü devam ediyor.
* Bu noktada Aydanur ve Songül karakterleri arasında kapalı kapılar ardında bırakılmış, tam da adı konmamış bir durum var mı? Evet. Songül, kocasının alternatifini Aydanur'da bulmuştu. Çok özel bir durum. O yüzden de adı yok. Sanırım yönetmen yorumu izleyiciye bırakıyor.
* Nasıl bir aşk bu? Cinselliğin olmadığı bir aşk mı? Cinsellik var mı, yok mu, derecesi ne? Bunu ben de bilmiyorum. Her şey yaşanmış, sevişmiş de olabilirler! Burada bir kadının bir kadına 'sarılma' hali var. Songül kocasıyla değil, Aydanur'la bir hayat geçirebileceğini düşünüyor. Kendilerine azap veren yerden birlikte gitmek istiyorlar. Bu bence, aşkın tanımı... Sadece birbirleri için varlar. Onlarınki, 'Bu ne derece güçlü bir aşk?' sorusunu da aşan bir durum.
* 'Vicdan' neyin sorgulaması? Bu film, hayatın tamamen mantık üzerine gitmediğini, bir kısır döngü olduğunu, doğrunun yanlışla iç içe geçtiğini gösteren bir çalışma.
ÜÇÜNCÜ SAYFA GERÇEĞİ
* Gerçek hayatla karşılaştırırsak? Cinsellik, aldatma, iktidar hırsı... Tarihin başlangıcından beri yaşanıyor. Ama biz üçüncü sayfa haberi olarak görüyoruz. Bu haberlerinin çoğundaki insanlar, 'Karıncayı bile incitemez, nasıl katil olmuş?' dediğimiz tipler. Bizim karakterlerimiz de öyle. Bu konuyu biraz parlatmak istedik.
* Songül ve Aydanur, otobanda hayata meydan okurken, 'erkekçe' küfrediyor. Gerçek hayatta küfreder misiniz? Çok değil ama kullanırım. Küfürü ağzıma almayan bir insan değilim.
* Bu kadar trajedinin içinde izleyiciyi güldüren bir sahne var. Mahmut, Aydanur'la seviştiğini gören Songül'e, 'Sen de katılsana' diyor... Biraz iğreti değil mi? Songül'ü oynayan biri olarak, orada hiç gülmediğimi, hatta çok sinirlendiğimi söyleyebilirim. Murat, o absürdlüğü çok iyi oynadı.
Nurgül Yeşilçay, çok 'dobra' bir kadın
10.10.2008
* İçip dağıttığınız sahne için, Nurgül Yeşilçay, Nesrin Topkapı'dan ders almıştı. Benzer bir hazırlığınız oldu mu? Biz Nesrin Hanım'a Nurgül'le birlikte gittik, birlikte ders aldık. O süreç bizim tanışmamız ve karşılıklı iletişimimiz için çok önemliydi. Nesrin Hanım'ın yaptığı şeyleri yapabilmem zaten söz konusu değildi. Öğrettiği her hareketi yaptık diyemiyorum. Sadece biraz rahatladık. Gerçek hayatta dans ederim ama hiçbir düğünde kalkıp oynadığımı hatırlamam.
* Nurgül Yeşilçay, bir sahne için bir şişe viski içip sarhoş olduğunu, çekimler sırasında kustuğunu söylemişti... Hangi sahne olduğunu bilmiyorum ama Nurgül ne dediyse doğrudur. Çok dobra bir tip çünkü. Fakat Allah'tan düğün sahnesinde kusmadı! (gülüyor)
* Karşılıklı oynadığınız sahnelerin çekimi nasıl geçti? Ben içmedim! (gülüyor) Kendi adıma çok hızlı, çok kolay ve çok harala gürele geçti.
* Murat Han ve Nurgül Yeşilçay'la nasıl bir üçlü oluşturdunuz? Çekimlerden önce, Nurgül ve Murat'la beraber bir okuma süreci geçirdik. Çok şey paylaşabileceğimizi, düşündüğümüz şeylerin ortak olduğunu gördük. Erden Kıral da bizi onayladı ve yönlendirdi. Birbirimize çok güvenerek hareket ettik. Yarı başıboş bırakılmış durumlar vardı filmde. Bu noktada güvenin önemi büyük.
* Altın Portakal'da ödüle aday mısınız? Bilmiyorum. Ödül aldığımda da bilmiyordum. Törenden iki saat önce 'Antalya'ya gelseniz iyi olur' dediler. 'Provadayım' dedim, 'Mutlaka gel' dediler. Ödül aldığımı son anda öğrendim. Şimdi de aynı. Aday mıyım bilmiyorum.
* 'Ödüller umrumda değil' mi diyorsunuz? Hayır! Ödüller önemli. Üniversiteyi yeni bitirmiştim. [Sadece kayitli uyeler linkleri gorebilirler. ]'deki en özel ödüllerden birini aldım. Filmde veya dizide rol alamamış bir sürü yetenekli arkadaşım var. Bana açılan kapılar onlara açılmıyor. Ama Altın Portakal aldım diye bütün senaryolar da bana gelmedi. Ancak, ailemi bu ödülle çok mutlu ettim. Bir de, 'Kim bu Tülin Özen?' dediklerinde çok büyük bir artı oldu benim için.
* Ödül kavramından biraz rahatsız oluyor gibisiniz... Ödül almak çok güzel ama kim adaymış, şu filmi kim çekmiş gibi hesaplara girmek bambaşka. O hesaba girince her şeyi tehlikeye atmış oluyorsun. O hırs çok zararlı. Bir oyuncuysan etrafındaki hiçbir sorundan etkilenmemen gerek. Bilmem kaç ay sonraki Altın Portakal için hesaplar yapmak fazla ağır gelir bana.
* Yeni dizi projeniz? Cansel Elçin'le Cennetin Çocukları'nda oynayacağız. Hapisten çıkan ve yeni bir hayata başlayan Cennet'i canlandırıyorum.
* Niçin hep Meryemce, Songül ve Cennet tarzı roller? O hikayeleri daha çok seviyorum. Ama, bence, çok da birebir karakterler değiller.