Görme engelli çift çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor. Anne Çırakoğlu, görme engelli olmasına rağmen anne olmaktan vazgeçmediğini belirtiyor.
Zonguldak'ta fiziksel engelli öğrenci ve genç, tedavi ve eğitimlerini annelerinin fedakarlığıyla sürdürebiliyor. Zaman zaman çocuklarını sırtlarında taşıyan annelerin mutluluk reçetesi ise sadece fedakarlık ve sevgi.
Küçük yaşta geçirdiği rahatsızlık nedeniyle zihinsel ve fiziksel engelli olan 20 yaşındaki oğlu Ahmet Kurt'un tedavisi ve eğitimi için yıllardır mücadele veren anne Fidan Kurt (40), evladının rahatsızlığının yanı sıra toplumsal engelleri de aşmaya çalışıyor.
Böbrek rahatsızlığı da bulunan oğlunu yıllardır hastaneye ve rehabilitasyon merkezine 350 basamaklı merdiveni inip çıkararak sırtında götüren Anne Kurt, evladı için verilen zekat paralarını biriktirerek evinin önüne yol açılması için malzeme satın aldı.
Başvurusu belediye tarafından kabul edilerek evinin yakınına kadar 1 yıl önce yol açılan anne Kurt, bu sefer de evinin önüne zarar verdiklerini iddia eden komşuları A.A, M.A. ve C.A'nın yola kurduğu engelle karşılaşınca polise şikayetçi oldu.
Aynı zamanda sara hastası olan çocuğunu, komşusunun sürekli engellemesi nedeniyle tekerlekli sandalyeyle ana yola çıkaramayan anne Kurt, evladını sırtında taşıyarak sağlık ve eğitim hizmetlerinden faydalanmasını sağlıyor.
Anne Kurt, 70 kilogram ağırlığındaki oğlunu, özel eğitim alabilmesi ve tedavisi için zorlukla sırtında taşıdığını belirterek, ''Komşum anlamadığım nedenlerle yolu barikatla kapatıyor. Polise başvurmamla açılan yolda sürekli engellerle karşılaşmaktan bıktım ve şikayetçi oldum. Benim tek isteğim evladımın sağlıklı şekilde yaşamını sürdürmesidir. Oğlum için her türlü fedakarlığı yapmaya devam edeceğim. Anneler Günü, engelli çocukları olan aileler için ayrı anlam ifade ediyor'' dedi.
ANNENİN SEVGİSİ ENGEL TANIMIYOR
Erken doğum nedeniyle geçirdiği rahatsızlıktan dolayı fiziksel engelli olarak yaşamını sürdüren 15 yaşındaki Kübra Sevik, eşinden 11 yıl önce boşanan annesi Nahide Kefeli'nin (44) tek başına verdiği mücadele sonucu ilköğretim 7. sınıfta eğitim öğretimini sürdürebiliyor.
Babasından kalan maaşı alan ve evde hayatını sürdüren Kefeli, yaklaşık 150 metre uzaklıktaki Gazi Mustafa Kemal İlköğretim Okuluna tekerlekli sandalyeyle götürdüğü kızının ihtiyaçlarını karşılamak için her teneffüste tekrar okula gidiyor.
Teneffüslerde kızının beslenmesinin yanı sıra tuvalet gibi ihtiyaçlarının karşılamasını sağlayan anne Kefeli, ayrıca haftada iki kez evladını fizik tedaviye götürerek eğitim öğretim hayatını sürdürmesi için çabalıyor.
Anne Nahide Kefeli, çocuğuna hiçbir zaman engelli olmasını eksiklikmiş gibi hissettirmediğini, sevgi ve fedakarlıkla ilköğretim 7. sınıfa kadar başarılı şekilde ulaştırabildiğini söyledi.
Kızına arkadaşlarının ve öğretmenlerin her zaman yardım ettiğini anlatan Kefeli, ''Kübra, ilgiden mutluluk duyuyor. Toplumsal hayatın içinde bulunmak da yüzünü güldürüyor. Aileler fedakarlık ve sevgiyle çocuklarının engellerini aşabilirler. Bizim için en güzel Anneler Günü hediyesi, evlatlarımızın yüzündeki küçük gülümsemedir'' dedi. (AA)
------------------
Karşılıksız seven, gerektiğinde evladı için canını vermeye hazır olan milyonlarca anneden biri olan Adanalı Filiz Gürsoy (54), 22 yaşında zihinsel engelli ve epilepsi (sara) hastası oğluna adeta ''koltuk değneği'' görevini üstleniyor. Oğlu Gökçe'yi, 22 yaşına gelmesine rağmen epilepsi nöbeti tutar korkusuyla bebek gibi kucağında yatıran, attığı her adımda yanında olan anne Filiz Gürsoy, oğluyla gülüyor, oğluyla ağlıyor. Ömürlerini özürlü evlatlarına adayan milyonlarca anneden biri olan Filiz Gürsoy, sadece içinden gelen coşkuyla elini ve yüzünü öpen oğluna sarılarak, gözyaşı döküyor. Filiz Gürsoy, oğlu Gökçe'nin doğum sırasında kordon dolanması nedeniyle bir süre oksijensiz kaldığını, bu yüzden beyninde zedelenme meydana geldiğini, 6'ncı aydan itibaren de nöbet geçirmeye başladığını anlattı. Yurt içi ve yurt dışında şifa bulmak için tüm kapıları çaldıklarını, ancak sonuç alamadıklarını, oğlunun her nöbet geçirişinde adeta bin kez öldüğünü, yapabildiği tek şeyin ise başını yana çevirip, kendine gelmesini beklemek olduğunu belirten Filiz Gürsoy, şunları söyledi. ''Oğlum gece nöbet geçirir korkusuyla hep birlikte yatıyorum. Bazı geceler uyumuyor, ben de uyumuyorum. Onu kaybetme korkusu kabus gibi rüyalarıma giriyor.''
''BAŞUCUMUZDA ABAJUR DEĞİL, OKSİJEN TÜPÜ VAR''
''Ama ben bunları yapamıyorum. Yatağımızın başucunda abajur değil, oksijen tüpü var. Evimin tabanını boydan boya halı döşettim. Çünkü, oğlum yürürken dengesini sağlayamıyor. Yanından bir an olsun uzaklaştığımda kalkıp yere düşebiliyor. Bu yüzden Adana'nın kavurucu sıcaklarında bile halı döşeli evde yaşamak zorunda kalıyoruz. Ben onun sadece annesi değil aynı zamanda koltuk değneğiyim, öyle olmaya da ömrümün sonuna kadar devam edeceğim.'' Filiz Gürsoy, her kadın gibi evini abajurlarla süslemek, yazın sıcak günleri geldiğinde halılarını kaldırmak istediğini belirterek, şunları kaydetti: Filiz Gürsoy, eşi ve sağlıklı oğluyla, bütün hayatlarını ömür boyu bakımlarına muhtaç olan Gökçe'ye adadıklarını ifade ederek, ''Anneler şunu hiç unutmasınlar ki Allah'ın bir anneye verebileceği en büyük ödül sağlıklı evlattan başka bir şey olamaz. Oğlumun asker olduğunu görebilmek için ömrümün yarısını vermeye hazırdım. Bu yüzden, anneler, üzerini kirleten, yaramazlık yapan çocuklarına kızdıklarında hem yadırgıyor hem de kıskanıyorum'' dedi.
