--->: *//* Yarışma - 15 // Dizi senaryosu...
Pek yazan yok o yüzden bende Eski Kırık Kanatlar Final senaryomu ekliyorum...
En son yazdığım 90 bölüm flndı o yüzden ekleyemem ama 4 bölümlük Kırık Kanatlar senaryom var 
Yazım hatalarım fln var... Eskiden imla hatalarına o kadar çok dikkat edemiyordum... O yüzden kusura bakmayın
Kırık Kanatlar Final
1_
Güneş yeni bir günü kızıllığıyla karşılarken Ayşe içini kaplayan sevinçle uyandı. Gözlerini sevdiği adamın göğüsünde açtı. 10 yıl... Dile kolay tam 10 yıldır evliydiler. Seviyordu ve seviliyordu. Nevzat’ı sevmek istemişti zamanında, bu dünyada sevgisini hakeden tek insanın Nevzat olduğunu düşünmüştü. Kendini Nevzat’ı sevmek için zorlamıştı. Sevginin zoraki bir şey olmayacağını bilmiyordu o günlerde. Kendini zorlamasına da gerek kalmamıştı zaten. Nevzat sevgisiyle ısıtmıştı Ayşe’nin içini. Ayşe’nin yüreğini önce bir sıcaklık kaplamıştı, sonra da günden güne büyüyen bir ateş. Nevzat’a olan sevdasının , aşkının ateşi. Nevzat’ı sevmek, onunla huzur bulmak, kendini ona adamak, ondan bir parçaya sahip olmak. Nevzat’la ikisine ait olan bir parça. 2 dünyalar güzeli kız ve harika bir oğlan . Nevzat’la Ayşe’nin aşklarının meyvası 3 muhteşem çocuk. 3’ü de gururlu , sevgi dolu ve iyi kalpli çocuklardı. Mehmet 8 yaşındaydı. Babasının bir kopyasıydı. O da babası gibi annesine tapardı. Annesini babasından bile kıskanırdı. Ayşe büyüyünce Mehmet’in de Nevzat gibi başarılı bir politikacı olacağını düşünüyordu. Yaşı küçük olmasına rağmen daha şimdiden tam bir vatanperverdi. Babasına Mustafa Kemal hakkında, vatan , millet hakkında sorular sorar, büyüyünce babası gibi olmak istediğini söyleyip dururdu !! Kardeşlerini de çok sever , gözünden bile sakınırdı onları . Leyla ve Lale ... Ayşe’yle Nevzat’ın güzel ve yaramaz küçük kızları. İkisinin de anneleri gibi kocaman , anlamlı gözleri ve su gibi duru güzellikleri vardı. Yaramazlar 1 yıl arayla dünyaya gelmişlerdi. Leyla 4 , Lale 5 yaşındaydı. Bütün gün çiftlikte, tarlalarda koşturup durur oyunlar oynarlardı . Nevzat kızlarına tapardı ve onları şımartıp dururdu.. Ayşe’yi kızdırma pahasına şımartırdı ufaklıkları =)
Nevzat başarılı bir vekildi. Bir zamanlar yanlış düşüncelere kapılmıştı ama hepsine içinde bulunduğu boşluk sebep olmuştu. Neyse ki Mustafa Kemal’in önderliğine sadık kalmış, onun yolundan , onun düşünceleriyle ilerlemişti. Başarılı bir teğmenken askerlikten atılmak onu çok etkilemişti ama herşey düzelmişti işte... Çekilen acıların ve yaşanan olumsuzlukların sonucunda doğru görüşler , mutluluk , huzur ve başarı... Nevzat hepsine sahipti artık !! Sevdiğiyle ve çocuklarıyla yaşadığı muhteşem bir yaşamı vardı. Herşey o geceden sonra değişmişti. O acı gece... Nevzat hatırlamak istemese de yaşanmıştı o gece... Ayşe’yle düğünlerinde başlarına gelenler !! Daha evlenememişlerdi bile..
Şeref Ayşe’nin evleneceğini öğrenince düğünlerini basmış, Nevzat’a silah doğrultmuştu.
Ş: Ayşe benim olacak. Onu benden almaya hiç kimsenin gücü yetmez!! Yüreğime düşmüş bir kere onun sevdası , onun cemali ,onun gözleri. Senin olamaz o !!
(Bağırark söyler bunları)
(Silahını ateşler )
Ayşe Nevzat’ın önüne atılır
Kurşun Ayşe’nin göğüsüne saplanır
Ayşe kanlar içinde Nevzat’ın kollarını arasına yığılır
N: Ayşeeeeee...
(ağlayarak haykırır)
N: Ayşem , Ayşem naptın sen !! Sensiz ölürüm ben.! Sen olmadan , gözlerin , yüzün , sözlerin olmadan ölürüm !!
(Ağlamaya devam eder)
N: Sensiz ölürüm ...!!!
(Ayşe gözlerini aralar, Nevzat’a bakarak)
A: Sensiz kalmaktansa ölürüm ben!! Ölürüm!!
(son söz fısıltıyla çıkar ağzından)
Neyse ki doktorun çabaları kurtarmıştır Ayşe’yi... En güzeli de artık Ayşe’nin damarların da da Nevzat’ın kanının dolaşıyor olmasıdır.
Nevzat Ayşe’si uyanana kadar beklemiştir başında, biran bile gözünü kırpmadan! Ayşe’nin eli ellerinin arasında , Ayşe’nin uyanmasını beklemiştir. Ayşe gözlerini açınca ikisinin de gözlerinden yaşlar akmıştı.
A: Nevzat
(söylemek istediği çok şey vardır Nevzat’a)
N: Sus , konuşma , yorma kendini !! Burdasın , iyisin ya yeter o bana!! Burdasın artık ,iyisin Ayşem...
(Ayşe’nin gözünden akan yaşı siler eliyle ve Ayşe’nin ellerini öper, koklar )
N: Niye Ayşem? Niye attın kendini önüme? Niye? Sensiz ölürdüm ben!! Sensizlik benim ölümüm olurdu Ayşem...Ölümüm olurdu...
A: Seni seviyorum Nevzat
(Nezat bu sözü ilk kez duymuştur Ayşe’nin ağzından. İlk kez Ayşe ona onu sevdiğini söylemiştir. Dağlara haykırmak geçer içinden “Ayşem beni seviyor” diye.)
A: İçime düştü sevdan , ölümüne dayanabilir miydim sanıyorsun!! Sensizliğe , sensiz kalmaya dayanabilir miydim?? Sensiz kalmaktansa ölürdüm... O yüzden kurşunların önüne atıldım. Sevdam o kadar büyük ki !! O kadar büyüttün ki sevdamı, senin uğruna gelen ölüm mutluluk olur bana...Sensizlikse ölüm...
Nevzat Ayşe kurtulduktan sonra Şeref’in peşine düşer. Kaçmıştır o gece eşkıya... Kaçmasaydı ve Ayşe kollarının arasında ölmek üzere olmasaydı yaşatmazdı zaten onu ama neyse !! Şeref’i ve adamlarının konakladığı yeri bulunca, onların boş bir anını yakalayarak ele geçirir hepsini... yaralamıştır onları bazılarını da bağlamıştır !! Şeref’i de tanınmayacak hale gelene kadar dövmüştür !! Cemal ve askerler eşkıyaları almaya geldiklerinde;
C: Nevzat dur . Öldüreceksin adamı !!
(Nevzat’ın omzuna dokunur)
(Nevzat bırakır Şeref’i)
N: Eğer Ayşem ölseydi o zaman sen de ölürdün eşkıya !! Ölürdün ama can çekişerek...
C: Hadi Nevzat , bırak onu gel...
C: Götürün şunu... Hepsini götürün...
(adamlarına emir verir)
Bu olaydan sonra Ankara Nevzat’ı başarısından dolayı tebrik etmiştir ve askerlik görevini geri vermiştir ona... Önce yeniden teğmen olmuş sonra da politikaya atılmıştır.. Mustafa Kemal’in partisinde mebus olarak görev yapar !! Başarılıdır... Herkes başarısıyla övünür onun !!
Ayşe’yle Nevzat’ın 2. düğünleri yani asıl düğünleri Cemal ve Nazlı’nın düğünüyle beraber olmuştur... 2 kuzen ve 2 can arkadaş sevdikleriyle aynı gün evlenmişlerdir!! Kasaba da yaşanan en mutlu gün olmuştur o gün !! Unutulmaz güzellikte bir düğün... Ve unutulmayacak bir gün !!
Ayşe’yle Nevzat ilk başta Nevzat’ın evinde oturdular sonradan da Nazım Bey’in çiftliğinin yanına yaptırdıkları çiftliklerinde .. kuzenler ayrılmak istemedikleri için çözümü yeni bir çiftlik yaptırmakta buldular !!
Nazlı muallimeliğe devam ettiği için çiftliğin bakımını, tarlaların bakımını, 2 evin de yönetimini Ayşe üstlendi. Nevzat’ın çıktığı Ankara gezilerinde özlemini ancak çalışarak dindirmeye çalıştı . Kendini işlere verdi , sevdiğinin dönüşünü beklerken kafasını dağıtmak için...
2_
Aynı gün, aynı güneş kızıllığıyla Nazlı’yı da uyandırmıştır. Nazlı gözlerini ne kadar şanslı olduğunu düşünerek açmıştır... Her sabah sevdiği adamla uyanabilmek, Cemal’in “Nazlı’m” diyen sesini duyabilmek... Cemal’in yokluğunda yolladığı her mektupta eskiye dair bir hatırlama yaşardı Nazlı... Cepheden ona gelen mektupları, Cemal’in aşk dolu mektuplarını hatırlıyordu ve Cemal’e sahip olduğu için şükrediyordu...Aklına Sakine Abla’sının ona dedikleri gelmişti. “7 iklim 4 diyar da gezsen o sevda seninle gelir” dememiş miydi? “gözlerinde ki ışık sönene kadar o sevda yüreğinde kalır , söker atamazsın” dememiş miydi?
Atamamıştı zaten Nazlı da , unutamamıştı , kalbine bile gömememişti Cemal’i !! Denememiş değildi , denemişti ama olmamıştı... İyiki de olmamıştı, şimdi mutluydu, huzurluydu Cemal’le... Kardeşi uğruna sevdiğinden vazgeçtiğinde güçlü gözükmeye çalışmıştı... Dışarıdan bakan güçlü görüyordu onu oysa ki yalnız kaldığında neler yaşadığını kimse bilmiyordu. Çok acı çekiyor, içten içe ağlıyor, özlüyordu Cemal’i... Kardeşi sevdiğinden önemliydi onun için...O yüzden acı çekmeye razıydı...
Ama dinmişti acısı sonunda... Nevzat’ın sevdası Ayşe’nin içinde büyüdükçe Nazlı’nın da acısı dinmişti.
(Ayşe gelip de)
A: Ben sevdalandım Nazlı. Ben... Ben Nevzat’a sevdalandım. Ben onu seviyorum.. Biliyor musun başka türlü bir sevgi bu !! Onsuz yaşanmayacak , uğruna ölünebilecek türden... Ben Nevzat’sız bir yaşam düşünemiyorum artık Nazlı !! Nasıl oldu, nasıl büyüdü içimde bilmiyorum ama buram yanıyor... (Kalbini göstererek) ... Nevzat’ın düşücesi bile alev alev yakıyor içimi... Ben seviyorum onu... Hem de çok...
A: Biliyorum çok üzdüm , çok kırdım seni Nazlı !! Benim için ne büyük bir fedakarlık yaptığını yeni anlıyorum. Cemal’den vazgeçtin benim için... Özür dilerim Nazlı, özür dilerim kardeşim...
(sarılırlar)
(ikisinin de gözlerinden yaşlar akmaktadır)
N: Sen kardeşimsin benim , ailemsin... senden önemli olamaz ki hiç kimse !! Bu Cemal bile olsa , yüreğim bile parçalansa yine de sensin benim önceliğim...
A: Nazlı git ona... Onu sevdiğini söyle !! Kaybetme onu. Sevda bu... Kaybetmemek , kırmamak lazım... Yüceltmek lazım!! Beni affet Nazlı !!
Nazlı dünyaya haykırmak istemiştir Cemal’i sevdiğini !!
Atına atlayıp Cemal’in yanına gitmiştir...
C: Nazlı hoş geldin.
(Nazlı’nın birden bire odaya girmesine şaşırmıştır)
C: Noldu? Bir şey mi var Nazlı?
(Nazlı suskundur)
C: Niye konuşmuyorsun Nazlı?
N: Sus Cemal...Beni dinle..
(Cemal Nazlı’nın ne söyleyeceğini merak ederek onu dinler)
N: Cemal...Cemal...Hani mektuplardaki sevdan var ya senin , hani benim istemediğimi söylediğim... Hani sevdanı seçme yüceliğini bile österemediğim sevdan... Ben o sevdayı istiyorum Cemal!! Ben seni çok seviyorum !! Önce mektuplardaki adama aşık oldum ben... Sonra sana... Ne zaman düştün gönlüme bilmiyorum çünkü hep bir yanım inkar etmeye çalışıyordu seni... Sonra kabullendim ama olmadı. Ayşe’yi seçtim sevdanı istemediğimi söyledim!! Ayşe’yi seçtim çünkü kardeşimdi , ailemdi benim ama hergün öldüm acıdan. Sensizliğin acısı öldürdü beni.. Ben seni ve sevdanı istiyorum Cemal !! Benden esirgeme onları... Çok zordu bunları sana söylemek !! Denemiştim çünkü seni yüreğimde söküp atmayı...Ama zormuş , çok zormuş , hatta imkansızmış söküp atmak !! Anladım bunu... Geç kalmamışımdır umarım...
(Nazlı susar ve yere bakar)
(Cemal yanına gelir yüzünü kaldırır Nazlı’nın, gözleriden akan yaşı siler)
(Gözgöze bakışırlar)
C: Nazlım , içimin ışığı... Ben seni sevmekten vazgeçemem ki !! Sen benim ruhum, nefesim , yaşama sebebimsin... Yokluğunda bile seni bekledim !! Ölene kadar da beklerdim ama sen geldin ya daha ne isterim...
(Nazlı Cemal’in göğüsüne yaslar yüzünü)
N: Seni çok seviyorum Cemal...
Cemal’ine böyle kavuşmuştur işte Nazlı =) Kavuşmaları , düğünleri ve mutlulukları 2 güzel çocukla pekişmiştir...Can ve Handan... Can 8 yaşındadır, Handan’sa 6. Can babasının bir kopyasıdır, ve her geçen gün ise ona benzemeye devam eder ama annesinin yeşil gözlerine sahiptir. Handan’sa annesinin güzelliğini almıştır... Gelecekte annesi gibi muallime olmak ister... Nazlı ‘nın okulda olduğu zamanlar onlarla dadıları Elif Hanım , Ayşe Teyzeleri ve Zeynep Teyzeleri ilgilenir !! Leyla, Lale ve Handan zamanlarını çiftlikte geçirirken , Can ve Mehmet’te beraber okula giderler...
Cemal terfi etmiştir... Görevi gereği sık sık Ankara’ya gitmesi gerekir !! Nevzat’la Cemal’in Ankara gezileri sırasında kızlar beraberce eski günleri yad edip, sevdiklerinin yolunu gözlerlerdi !!
3_
Zeynep ise ablasıyla birlikte yaşamaya devam ediyordu... Yunus'un çok ısrarcı davranmasına rağmen Hristo’nun sevdası yüreğindeyken bir başkasıyla evlenmeye el vermedi yüreği, ölene dek bile olsa Hristo’yu beklemeye kararlıydı!!
Hristo’dan çoğu zaman haber alamaz ama arada bir aldığı mektuplar onu çok mutlu ederdi... Siyasi nedenler dolayısıyla mektup yollamak bile zordu... Lena’a gitmişti zaten !! Gitmek zorunda kalmıştı !! Bütün Rumlar Yunanistan’a yollanmıştı... Lena, Hristo’nun ailesi... Ve geri kalan herkes... Gitmeselerdi Hristo’dan daha çok haber alabilirdi bunu biliyordu ama şimdi... Beklemekten başka seçeneği yoktu...
Bazen umutsuzluğa düşerdi ama ablası destek olurdu ona... Sabretmesi için destek olurdu...
O da Ablası gibi , Nazlı Ablası gibi mutlu olmak istiyordu...
10 yıldır bekliyordu Hristo’yu... Keşke erken çıkması mümkün olsaydı...
__________________________________________________ ___
Geçen 10 yılda Yunus köye yeni gelen hemşire kızla evlenmişti... Mutluydu ama Zeynep’e olan sevgisi hala kalbinin bir köşesinde duruyordu...
Kaymakam Cemal’le iyi dost olmuş ve Cemal’le Nazlı’nın düğününe gelen Cemal’in teyzekızına sevdalanmıştı... Onlarda evlenmişlerdi ve kasabada mutlu bir hayat sürmekteydiler...
Muhtar’a gelirsek...Onun yaptıkları sonunda ortaya çıkmıştı. Zor olmuştu, çok acı çektirmişti insanlara ama aldığı ceza yeterdi ona. Müebbet yemişti mahkemede...
Devlet malını çalmaktan, halkı kışkırtmaya, sahtecilikle üzerine mal geçirmekten, adam öldürmeye kadar bir sürü suçtan mahkum olmuştu...
Nazım Bey’in çiftliğine olan takıntısı sonu olmuştu Recep Efendi’nin. Çiftliği ele geçirmek için çok uğraşmıştı , sonunda başarmıştı da ama Şeref’in , Mahmut’un ve diğer eşkıyaların yakalanmaları sonucu , muhtarın yaptıklarını itiraf etmeleri, muhtarın sonunu getirmeye yetmişti...
Çok kötü günlerdi Nazlı için , çiftliği kaybettiği günlerde çok kötü olmuştu... Evini, babasından ona kalan son hatırayı , çocukluğunun geçtiği, annesinin öldüğü evini , yuvasını kaybetmişti..
Ama en sonunda evine kavuşmuş ve ruhu huzur bulmuştu....
4_
O güneşin etrafı kızıllığa boğduğu sabah , huzur içinde sevdiklerinin kollarında uyanan Nazlı’yla Ayşe’nin içinde bir sevinç ve bir telaş vardı. İkisi de kalktılar giyindiler ve sözleştikleri gibi Nazlı’nın mutfağında buluştular...O gün 10. Evlilik yıl dönümüydü ikisininde!! Bir ziyafet hazırlamak istiyorlardı...Başladılar Cemal’le Nevzat’ın en sevdiği yemekleri yapmaya...Derken Zeynep’te onlara katıldı... Bütün sabahı hazırlanarak geçirdiler...
Uyanan Nezat’la Cemal’de onların yanına geldi , mutfaktan kovulmadan önce birer buse kondurmayı başardılar kızların yanağına !!
A: Dışarı dışarı... Hadi ama
Naz: Cemal çık mutfaktan yaa... Süpriz bütün yemekler...
Nevzat’la Cemal dışarıdaki hazırlıklarla ilgilendiler...
Kızlar mutfakla ilgilendiler...
Dadılar çocuklara baktı...
Akşama doğru Ferit Beyler, Hikmet Hoca, Yunus ve Hanımı , Kaymakam Bey ve Cemal’in kuzeni olan Hanımı geldiler...
Yemekler yendi...
Nazlı muhteşem kemanı eşliğinde duygu sei yaşatrken (KK jenerik müziğini çalıyor) ...
Zeynep uzaktan birinin geldiğini görür...
Hayır o olamaz der kendi kendine...
Hristo...
Z: Hristo...
(gözlerinden akan yaşlara engel olamaz)
(ayağa kalkar)
(Onun ayaklandığını gören herkes ona bakar , sonrada baktığı yere bakarlar)
Nev: Kardeşim geliyor...
Zeynep koşmaya başlar , Hristo’da ona koşar...
Birbirlerine hasretle, aşkla sarılırlar...
H: Zeynep’im
(Zeynep’in saçlarını koklar)
Z: (ağlayarak) Geldin... Geldin sonunda... Geldin...
Z: Seni çok seviyorum Hristo.
H: Seni çok seviyorum Zeynep’im
(sarılmaya ve ağlamaya devam ederler)
(Hristo , Zeynep’in yüzünü ellerinin arasına alır)
(Alnına bir buse kondurur)
H: Artık burdayım... Ayrılmayacağız bir daha...
H: Sen, senin sevdan ve özlemin olmadan daynamazdım...
H: Beklemeseydin daynamazdım...
H: Senin yokluğunda yok olurdum ben de...
H: Ama buradayım... Yanımdasın... Karım olacaksın...
H: Ve bir daha ayrılmayacağız...
Z: Ayrılmayacağız...
(sarılırlar...)
Uzakta , çiftlikte Nevzat Ayşe’ye sarılmıştır.
Nev: Kardeşim geldi Ayşem. Kardeşim geldi...
A: Geldi sonunda... Zeynep’im de mutlu olacak artık...
Cemal’le Nazlı’da sarılmıştır.
Naz: Zeynep’imin de yüzü gülecek artık
C: Evet... Gülecek...
Herkes Zeynep’le Hristo’ya bakmaktadır... Çiftliği yeni bir sevinç kaplamıştır...
Ayşe Nazlı’ya dönerek;
A: Nazlı çok işimiz var.
Naz: Ne gibi Ayşe?
A: Düğün hazırlıklarına başlamalıyız biran önce....
Naz: Evet başlamamız lazım
(Gülümseyerek)
Naz: Eee 3. Çiftliği de unutmamalıyız... Artık iş size düşüyor baylar...
Uzakta birbirine sarılmış olan Zeynep’le Hristo görünür...
Vee ...
SON...
|