Sanatçının, halka 'ötekiler' demesi büyük talihsizlik
Sanatçının, halka 'ötekiler' demesi büyük talihsizlik
Türkiye, uzun süre edebiyatçı Orhan Pamuk'u tartıştı. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Nobel Ödülü almasına rağmen Pamuk'u kutlamadı. Yeni polemik konusu ise Fazıl Say'ın "Ülkeyi terk ederim." açıklaması oldu.
Polemiğe hem sanatçılar hem de siyasetçiler farklı yorumlarla katılırken, Ertuğrul Günay kültür ve turizm bakanı olarak iki tartışmayı da kucağında buldu. Günay, Say'ın söz konusu açıklamayı delikanlılık duygusuyla yaptığına inanıyor, ancak bu sözlerin halkı incittiğine dikkat çekiyor. Ünlü piyaniste tepkisini, "Yurtdışında yaşama arzusunu siyasi ambalaja oturttu." sözleriyle dile getiriyor. "Halkı ötekileştiren açıklamalar büyük talihsizlik. Halkı incitmeye kimsenin hakkı yok." diyen Günay'a göre sanatçı profili şöyle olmalı: "Kendisini 'siyasal bir kampa' hapsetmemeli. Halka korku salmamalı, toplumu bütünleştirmeli."
Günay, Orhan Pamuk konusunda ise yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Ünlü yazarı devlet ile barıştıracak bir proje üzerinde çalışıyor. Buna göre Pamuk'un "İstanbul" adlı eseri, İstanbul'un tarihî görüntüleri ile süslenip yeniden basılacak. Kitap, İngilizce, Almanca ve İspanyolcaya çevrilecek. Baskının, 2008'de Türkiye'nin 'konuk ülke' statüsü ile katılacağı Frankfurt Kitap Fuarı'na yetiştirilmesi planlanıyor. Günay, bu eseri, 'özgün ve özel' olarak tanımlıyor. Günay, Pamuk'la önümüzdeki günlerde görüşüp konuyu netleştirecek. Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili sözleri sebebiyle suçlanan ve Türklüğü aşağılamayı içeren 301. maddeden yargılanan Pamuk, bir süredir yurtdışında yaşıyor.
Günay, daha önce Orhan Pamuk gibi birçok edebiyatçı ve sanatçının yönetimle sorunlarının olduğunu hatırlatırken sözü Say'a getiriyor. Sanatçıların özgün kimlikli kişiler olduklarına, rutine teslim olmadıklarına işaret ediyor. Bakan, şöyle devam ediyor: "Geçmişte birçok sanatçı, yazar yönetimle kavgalarını dile getirdi, bundan ötürü haklı-haksız eleştirildi. Bunu da göğüsleyeceklerdir. Ancak bu sefer durum farklı. Sevgili Say, gençliğinin getirdiği bir delikanlılık duygusuyla iktidar yerine halkı inciten, halkı ötekileştiren bir açıklama yaptı." Say'ın belirli bir siyasi çevreden değil, toplumun tüm kesimlerinden ilgi gören bir sanatçı olduğuna vurgu yapan Günay, "Sanatçı, kendisini siyasal bir kampa hapsedip kendisine sevgi, saygı duyan bir kesimi 'onlar' diye nitelerse burada hem bir 'ötekileştirme', hem de kendisine dönük bir yabancılaşma duygusu vardır." diyor. Bakan, halkı yargılayan, sorgulayan ve ötekileştiren her açıklamayı talihsizlik sayıyor. Bazı sanatçıların dışarıda yaşama isteklerini siyasi ambalaja koyduklarını, bunun da şık durduğunu savunuyor: "Ancak isteklerini bu şekilde ambalajlamak şık duruyor diye halkı incitmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu isteklerini halkı incitmeden gerçekleştirsinler." Günay, sanatçıların toplum içinde yaşanan değişimleri, çatışmaları toplumu kamplaştırmak için kullanamayacağını sözlerine ekliyor.
Diyanet'le birlikte 'dürüstlük' kampanyası yapacak
Bakan Günay, Türklerin dışarıda 'temiz, dürüst' olarak anılmasını istiyor. Bunun için ilginç projeler üretiyor. İlk olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve belediyeler, il özel idareleri ve okulların içerisinde yer alacağı bir kampanya başlatacak. Proje, turizm yatırımlarının çevresini düzenleme ve halkın yaşam tarzının düzeltilmesini içeriyor. Bu çerçevede vatandaşa temizlik ve güven eğitimi verilecek.
Türkiye, uzun süre edebiyatçı Orhan Pamuk'u tartıştı. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Nobel Ödülü almasına rağmen Pamuk'u kutlamadı. Yeni polemik konusu ise Fazıl Say'ın "Ülkeyi terk ederim." açıklaması oldu.
Polemiğe hem sanatçılar hem de siyasetçiler farklı yorumlarla katılırken, Ertuğrul Günay kültür ve turizm bakanı olarak iki tartışmayı da kucağında buldu. Günay, Say'ın söz konusu açıklamayı delikanlılık duygusuyla yaptığına inanıyor, ancak bu sözlerin halkı incittiğine dikkat çekiyor. Ünlü piyaniste tepkisini, "Yurtdışında yaşama arzusunu siyasi ambalaja oturttu." sözleriyle dile getiriyor. "Halkı ötekileştiren açıklamalar büyük talihsizlik. Halkı incitmeye kimsenin hakkı yok." diyen Günay'a göre sanatçı profili şöyle olmalı: "Kendisini 'siyasal bir kampa' hapsetmemeli. Halka korku salmamalı, toplumu bütünleştirmeli."
Günay, Orhan Pamuk konusunda ise yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Ünlü yazarı devlet ile barıştıracak bir proje üzerinde çalışıyor. Buna göre Pamuk'un "İstanbul" adlı eseri, İstanbul'un tarihî görüntüleri ile süslenip yeniden basılacak. Kitap, İngilizce, Almanca ve İspanyolcaya çevrilecek. Baskının, 2008'de Türkiye'nin 'konuk ülke' statüsü ile katılacağı Frankfurt Kitap Fuarı'na yetiştirilmesi planlanıyor. Günay, bu eseri, 'özgün ve özel' olarak tanımlıyor. Günay, Pamuk'la önümüzdeki günlerde görüşüp konuyu netleştirecek. Sözde Ermeni soykırımı ile ilgili sözleri sebebiyle suçlanan ve Türklüğü aşağılamayı içeren 301. maddeden yargılanan Pamuk, bir süredir yurtdışında yaşıyor.
Günay, daha önce Orhan Pamuk gibi birçok edebiyatçı ve sanatçının yönetimle sorunlarının olduğunu hatırlatırken sözü Say'a getiriyor. Sanatçıların özgün kimlikli kişiler olduklarına, rutine teslim olmadıklarına işaret ediyor. Bakan, şöyle devam ediyor: "Geçmişte birçok sanatçı, yazar yönetimle kavgalarını dile getirdi, bundan ötürü haklı-haksız eleştirildi. Bunu da göğüsleyeceklerdir. Ancak bu sefer durum farklı. Sevgili Say, gençliğinin getirdiği bir delikanlılık duygusuyla iktidar yerine halkı inciten, halkı ötekileştiren bir açıklama yaptı." Say'ın belirli bir siyasi çevreden değil, toplumun tüm kesimlerinden ilgi gören bir sanatçı olduğuna vurgu yapan Günay, "Sanatçı, kendisini siyasal bir kampa hapsedip kendisine sevgi, saygı duyan bir kesimi 'onlar' diye nitelerse burada hem bir 'ötekileştirme', hem de kendisine dönük bir yabancılaşma duygusu vardır." diyor. Bakan, halkı yargılayan, sorgulayan ve ötekileştiren her açıklamayı talihsizlik sayıyor. Bazı sanatçıların dışarıda yaşama isteklerini siyasi ambalaja koyduklarını, bunun da şık durduğunu savunuyor: "Ancak isteklerini bu şekilde ambalajlamak şık duruyor diye halkı incitmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu isteklerini halkı incitmeden gerçekleştirsinler." Günay, sanatçıların toplum içinde yaşanan değişimleri, çatışmaları toplumu kamplaştırmak için kullanamayacağını sözlerine ekliyor.
Diyanet'le birlikte 'dürüstlük' kampanyası yapacak
Bakan Günay, Türklerin dışarıda 'temiz, dürüst' olarak anılmasını istiyor. Bunun için ilginç projeler üretiyor. İlk olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve belediyeler, il özel idareleri ve okulların içerisinde yer alacağı bir kampanya başlatacak. Proje, turizm yatırımlarının çevresini düzenleme ve halkın yaşam tarzının düzeltilmesini içeriyor. Bu çerçevede vatandaşa temizlik ve güven eğitimi verilecek.
|